<?xml version='1.0' encoding='windows-1254' ?><rss version='2.0'><channel><title>Rehberlik Portalı - Yeni Eklenen Haberler</title><link>Rehberlik Portalı | © HAYAT REHBERİNİZ | Rehberlik, Eğitim, PDR, Psikoloji, Kişisel Gelişim/Haberler.asp</link><language>tr</language><description>Rehberlik Portalı ® Rehberlik, Eğitim, PDR, Psikoloji, Kişisel Gelişim ve OKS, ÖSS, KPSS</description><lastBuildDate>21.11.2008</lastBuildDate><image><title>Rehberlik Portalı ® Rehberlik, Eğitim, PDR, Psikoloji, Kişisel Gelişim ve OKS, ÖSS, KPSS</title><url>Rehberlik Portalı | © HAYAT REHBERİNİZ | Rehberlik, Eğitim, PDR, Psikoloji, Kişisel Gelişim/img/logo.gif</url><link>Rehberlik Portalı | © HAYAT REHBERİNİZ | Rehberlik, Eğitim, PDR, Psikoloji, Kişisel Gelişim</link><width>241</width><height>90</height></image><item><title>Öğrenci Seçme Sınavı (ÖSS) 14 Haziran 2009 tarihinde gerçekleştirilecek.</title><pubDate>21.11.2008</pubDate><description>&lt;P&gt;İlköğretim ve lise öğrencileri için büyük önem taşıyan merkezî sınavların tarihleri belli oldu. Buna göre &lt;NOBR&gt;&lt;SPAN id=linkzHighlighted_1924 style=&amp;quot;FONT-WEIGHT: bold; COLOR: #ff0000; LINE-HEIGHT: 1.7; BORDER-BOTTOM: #ff0000 3px double&amp;quot; target=&amp;quot;blank&amp;quot;&gt;her&lt;/SPAN&gt;&lt;/NOBR&gt; yıl 1,5 milyon civarında öğrencinin girdiği Öğrenci Seçme Sınavı (ÖSS) 14 Haziran 2009 tarihinde gerçekleştirilecek.&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Yabancı Dil Sınavı´nın ise 21 Haziran´da yapılması bekleniyor. Milli Eğitim Bakanlığı da geçen yıl 6 ve 7. sınıfların Seviye Belirleme Sınavlarını (SBS) haziran sonunda yaparken, bu yıl erkene aldı. Bakan Hüseyin &lt;NOBR&gt;&lt;SPAN id=linkzHighlighted_1877 style=&amp;quot;FONT-WEIGHT: bold; COLOR: #ff0000; LINE-HEIGHT: 1.7; BORDER-BOTTOM: #ff0000 3px double&amp;quot; target=&amp;quot;blank&amp;quot;&gt;Çelik&lt;/SPAN&gt;&lt;/NOBR&gt;´in onaylamasının ardından yürürlüğe giren sınav takvimine göre, 8, 7 ve 6. sınıfların SBS´leri sırasıyla 6, 7 ve 13 Haziran´da yapılacak. Ortaöğretim Kurumları Sınavı´nın (OKS) kaldırılması ile bu yıl ilk kez yapılan SBS´ler, önümüzdeki yıl tam anlamıyla uygulanmış olacak. Bu yıl SBS´ye giren 7. sınıflar, gelecek yıl girecekleri ikinci SBS ile fen, Anadolu ve sosyal bilimler gibi liselere yerleştirilecek. 2010´da ise öğrenciler 6, 7 ve 8. sınıflarda girdikleri SBS´ler, diploma notları ve davranış puanları ile liselere girebilecek. 6, 7 ve 8. sınıflar için ayrıca Devlet Parasız Yatılılık ve Bursluluk Sınavı (DPY) yapılmayacak. Bunun yerine söz konusu sınıflarda yapılan SBS´ler parasız yatılılık ve bursluluk için de değerlendirilecek. Bununla birlikte ilköğretim 5. sınıflar ile lise 9, 10 ve 11. sınıfların Devlet Parasız Yatılılık ve Bursluluk Sınavı 3 Mayıs 2009 tarihinde gerçekleştirilecek. SBS ve DPY sınavlarına başvuru tarihleri ise daha sonra açıklanacak.&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Özel okulların da SBS ile öğrenci alması taraftarı olan bakanlığın sınav takviminde ´özel okullar sınavı´ yer almadı. Bakan Çelik, sadece yabancı özel okullar için sınav yapılmasına izin verirken, diğer özel okullar için ayrı bir sınava sıcak bakmıyor. Girişimlerini sürdüren özel okullar ise mayıs ayı sonunda gerçekleştirilecek yabancı özel okullar sınavına dahil olmak istiyor.&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Öte yandan 8 Eylül 2008´de başlayan 2008-2009 eğitim-öğretim yılının birinci dönemi 23 Ocak 2009´da sona erecek. Öğrenciler ve öğretmenler 26 Ocak-6 Şubat 2009 arasında yarı yıl tatili yapacak. İkinci dönem ise 9 Şubat 2009´da başlayacak. 2008-2009 öğretim yılının son &lt;NOBR&gt;&lt;SPAN id=linkzHighlighted_1870 style=&amp;quot;FONT-WEIGHT: bold; COLOR: #ff0000; LINE-HEIGHT: 1.7; BORDER-BOTTOM: #ff0000 3px double&amp;quot; target=&amp;quot;blank&amp;quot;&gt;ders&lt;/SPAN&gt;&lt;/NOBR&gt; zili ise 12 Haziran 2009´da çalacak.&lt;/P&gt;</description><link>Rehberlik Portalı | © HAYAT REHBERİNİZ | Rehberlik, Eğitim, PDR, Psikoloji, Kişisel Gelişim/Haber.asp?ID=8189</link></item><item><title>Çocuklardaki duygusal stres büyüme ve gelişme hızını azaltır</title><pubDate>21.11.2008</pubDate><description>&lt;TABLE class=f11 cellSpacing=0 cellPadding=0 width=457 align=center border=0&gt;
&lt;TBODY&gt;
&lt;TR&gt;
&lt;TD class=f14B style=&amp;quot;PADDING-TOP: 10px&amp;quot; height=50&gt;Çocuklardaki duygusal stres büyüme ve gelişme hızını azaltır&lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;
&lt;TR&gt;
&lt;TD&gt;
&lt;DIV class=f12 style=&amp;quot;PADDING-RIGHT: 0px; PADDING-LEFT: 0px; PADDING-BOTTOM: 5px; COLOR: #ff0000; PADDING-TOP: 3px&amp;quot;&gt;YASEMİN YALÇIN AKTOSUN&lt;/DIV&gt;
&lt;P&gt;Birçok ebeveyn çocuğunun sağlıklı bir biçimde büyümesini ister. Ancak yapılan en büyük hata çocuğun, büyümesinin ve gelişmesinin sadece aldığı gıdalara bağlanmış olmasıdır. Çocukların yaşadıkları stres durumları sadece psikolojilerini olumsuz yönde etkilemez. Aynı zamanda bedensel gelişimlerini de etkiler. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Bedensel büyüme ve gelişme büyük ölçüde çocuk psikolojisine bağlıdır. Çünkü büyüme hormonu olan hipofiz hormonu stres ve gerginlik altında etkilenir ve bedensel gelişime olan etkilisi azalır. Böylece çocuğun büyüme ve gelişme hızı yavaşlar. Buna dayanarak diyebiliriz ki; stres altında ve çocuğu zorlayarak yedirilen bir tabak yemek yerine, çocuğa zevkle ve onun isteği ile yedirilen iki kaşık yemek çocuğun sağlıklı gelişimi için daha önemlidir. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;AİLEM.ZAMAN. COM&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;EKLEYEN:MEHMET USTA&lt;/P&gt;&lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;&lt;/TBODY&gt;&lt;/TABLE&gt;</description><link>Rehberlik Portalı | © HAYAT REHBERİNİZ | Rehberlik, Eğitim, PDR, Psikoloji, Kişisel Gelişim/Haber.asp?ID=8188</link></item><item><title>Çocuğunuz yalan söylemiyor,</title><pubDate>21.11.2008</pubDate><description>&lt;TABLE class=f11 cellSpacing=0 cellPadding=0 width=457 align=center border=0&gt;
&lt;TBODY&gt;
&lt;TR&gt;
&lt;TD class=f14B style=&amp;quot;PADDING-TOP: 10px&amp;quot; height=50&gt;Çocuğunuz yalan söylemiyor,&lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;
&lt;TR&gt;
&lt;TD&gt;
&lt;DIV class=f12 style=&amp;quot;PADDING-RIGHT: 0px; PADDING-LEFT: 0px; PADDING-BOTTOM: 5px; COLOR: #ff0000; PADDING-TOP: 3px&amp;quot;&gt;YASEMİN YALÇIN AKTOSUN&lt;/DIV&gt;
&lt;P&gt;3–5 yaşlarındaki çocukların hayal dünyaları çok zengin olur. Bu yaşa kadar çocuklar duydukları veya gördükleri hemen her şeyi gerçek zannederler. Duydukları bir atasözündeki, seyrettikleri bir çizgi filmdeki gerçekleri ve gerçek dışılıkları ayırt edemezler. Zihinlerine aynen işlerler. Bütün bu sebeplerin etkisiyle çocuğun hayal dünyası çok zengin olur.&lt;/P&gt;Hayalî olaylar anlatabilirler, hatta bazen hayalî kardeşleri veya hayalî arkadaşları olabilir. Bunlar asla yalanla karıştırılmamalıdır. Birçok ebeveyn, ‘çocuğum yalan söylüyor’ diye paniğe kapılarak çocuklarını “yalan söylemek çok ayıp ya da günah” şeklinde uyarmaya çalışırlar. Oysa çocuk bu yaşlarda henüz yalanın ne olduğunu bile bilmiyordur. Ebeveyn bu uyarıları ile fark etmeden yalan söylemeyi çocuğa öğretmiş olur. Bu sebeple ebeveyn 3–5 yaş çocuğunun söylediklerinin hayal gücü olduğunu bilmeli ve paniğe kapılmamalıdır. Çocuğun anlattıklarını dikkatle dinlemelidir. Ancak anlatılanlarla ilgili çocuğa fazla soru sormak veya aşırı ilgi ve merak gösterilerinde bulunmak çocuğu sürekli hayal dünyasına doğru sürükleyeceğinden, sadece dikkatle dinlemek yeterlidir.&lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;&lt;/TBODY&gt;&lt;/TABLE&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;AİLEM.ZAMAN.&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;EKLEYEN: MEHMETUSTA&lt;/P&gt;</description><link>Rehberlik Portalı | © HAYAT REHBERİNİZ | Rehberlik, Eğitim, PDR, Psikoloji, Kişisel Gelişim/Haber.asp?ID=8187</link></item><item><title>Onu her şeye rağmen seviyor musunuz?</title><pubDate>21.11.2008</pubDate><description>&lt;TABLE class=f11 cellSpacing=0 cellPadding=0 width=457 align=center border=0&gt;
&lt;TBODY&gt;
&lt;TR&gt;
&lt;TD class=f14B style=&amp;quot;PADDING-TOP: 10px&amp;quot; height=50&gt;Onu her şeye rağmen seviyor musunuz?&lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;
&lt;TR&gt;
&lt;TD&gt;
&lt;TABLE cellSpacing=0 cellPadding=0 align=right border=0&gt;
&lt;TBODY&gt;
&lt;TR&gt;
&lt;TD style=&amp;quot;PADDING-LEFT: 10px; PADDING-BOTTOM: 5px&amp;quot;&gt;&lt;IMG src=&amp;quot;http://ailem.zaman.com.tr/images/2003/03/29/herseyeragmen.jpg&amp;quot;&gt;&lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;&lt;/TBODY&gt;&lt;/TABLE&gt;
&lt;DIV class=f12 style=&amp;quot;PADDING-RIGHT: 0px; PADDING-LEFT: 0px; PADDING-BOTTOM: 5px; COLOR: #ff0000; PADDING-TOP: 3px&amp;quot;&gt;YASEMİN YALÇIN AKTOSUN&lt;/DIV&gt;Çocuk sevgideki samimiyeti çok çabuk fark eder. İçi dolu, samimi bir sevgi ‘her şeye rağmen’ var olan sevgidir. Kimi ebeveynler “çünkü” severler. Yani sevgilerini belli sebeplere bağlamışlardır ve çocuğa bunu hissettirirler. Çocuk o sebep olmazsa sevilmeyeceğini düşünür. Örneğin; Seni seviyorum çünkü çok çalışkansın; seni seviyorum çünkü beni hiç üzmüyorsun. Kimi ebeveynler “ise” severler. Bu anne–babalarda da sevgi şartlara bağlanmıştır. Çocuk ‘Eğer bana sundukları şart yerine gelmezse sevilmeyecek miyim?’ diye düşünür. Örneğin; Yemeğini yersen seni severim; ödevini yaparsan seni severim. Oysa sevgi belli sebep veya şartlara bağlanırsa gücünü kaybeder ve bu şekilde olan sevgilere çocuk güvenemez. Böylece çocuğun da size içi dolu bir sevgi yöneltmesini engellemiş olursunuz. Olması gereken “rağmen sevgi”dir. Her şeye rağmen sevildiğini ve anne–babasından gelen sevginin hiçbir zaman eksilmeyeceğini bilen çocuk ebeveynine güvenir. Onlardan gelen her uyarıyı daha çabuk dikkate alır. Öyleyse “rağmen sevgi” hissedilmeli ve hissettirilmelidir. Ancak o zaman çocuğunuzla karşılıklı sevgi iletişimini kurabilirsiniz.&lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;&lt;/TBODY&gt;&lt;/TABLE&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;AİLEM.ZAMAN.COM&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;EKLEYEN:MEHMET USTA&lt;/P&gt;</description><link>Rehberlik Portalı | © HAYAT REHBERİNİZ | Rehberlik, Eğitim, PDR, Psikoloji, Kişisel Gelişim/Haber.asp?ID=8186</link></item><item><title>Cilt Kırışıklığını Önleyici Tedaviler Risk Taşıyor</title><pubDate>21.11.2008</pubDate><description>&lt;TABLE height=16 cellSpacing=0 cellPadding=0 width=&amp;quot;100%&amp;quot;&gt;
&lt;TBODY&gt;
&lt;TR&gt;
&lt;TD class=metin style=&amp;quot;PADDING-TOP: 15px&amp;quot; vAlign=top colSpan=2&gt;
&lt;TABLE&gt;
&lt;TBODY&gt;
&lt;TR&gt;
&lt;TD colSpan=2&gt;
&lt;TABLE&gt;
&lt;TBODY&gt;
&lt;TR&gt;
&lt;TD class=metin&gt;&lt;SPAN style=&amp;quot;FONT-WEIGHT: bold; FONT-SIZE: 16px&amp;quot;&gt;Cilt kırışıklığını önleyici tedaviler risk taşıyor&lt;/SPAN&gt;&lt;/TD&gt;
&lt;TD align=right&gt;&lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;&lt;/TBODY&gt;&lt;/TABLE&gt;&lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;
&lt;TR&gt;
&lt;TD class=spot-haber vAlign=top colSpan=2&gt;
&lt;TABLE cellSpacing=0 cellPadding=0 align=right&gt;
&lt;TBODY&gt;
&lt;TR&gt;
&lt;TD&gt;&lt;IMG class=haberresim src=&amp;quot;http://medya.zaman.com.tr/2008/11/21/cilt.jpg&amp;quot; align=right&gt;&lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;&lt;/TBODY&gt;&lt;/TABLE&gt;Kırışık dolgusu yaptıran kimi insanlarda, yüz kaslarını kontrol edememe, bozulma ve nadiren de ölüm riski taşıyan alerjiler gibi beklenmedik ve ciddi yan etkilerin ortaya çıktığı açıklandı. &lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;&lt;/TBODY&gt;&lt;/TABLE&gt;&lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;
&lt;TR&gt;
&lt;TD style=&amp;quot;PADDING-BOTTOM: 10px&amp;quot; width=&amp;quot;100%&amp;quot; colSpan=2&gt;&lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;
&lt;TR&gt;
&lt;TD class=metin style=&amp;quot;PADDING-RIGHT: 10px&amp;quot; vAlign=top colSpan=2&gt;
&lt;P&gt;Bloomberg adlı sitede yer alan haberde, bazı markaların ürünlerin sebep olduğu ciddi komplikasyonlarla ilgili 2003 yılından beri toplam 930 rapor olduğu bildirildi. Raporların çoğu Amerika kaynaklı ancak başka ülkelerden olanlar da var. 
&lt;P&gt;Raporları değerlendiren yiyecek ve İlaç Yönetimi yan etkilerden kaçının ciddi olduğu veya hangi markaların hangi etkilere sebep olduğu belirtilmedi. Dermal (cilde ait) Dolgu da denilen bu ürünler hayvan kolajenlerinden veya kimyasallardan yapılıyor ve daha genç bir görünüm veya yaraların izini azaltmak için cilde enjekte ediliyor. Ciltteki çıban ve kabartı gibi raporlarda bahsedilen yan etkilerden çoğu ürünlerle ilgili bilgiler arasında belirtiliyor zaten. 
&lt;P&gt;Sadece Amerika´da geçen yıl 1,3 milyon kadın ve 88 bin erkek kırışıklıklarına dolgu uygulattırdı. Bu raporun ardından önce gelen firmalardan bazıları ürünlerinin güvenli olduğuna dair açıklamalar yaptı. 
&lt;P&gt;Öte yandan yapılan değerlendirmelerde, meydana gelen yan etkilerin ürünlerin yeterli eğitimi bulunmayan uzmanlarca veya hastane dışındaki yerlerde doktor olmayan kişilerce uygulanmasından kaynaklanabileceği söylendi.&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;ZAMAN.COM&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;EKLEYEN:MEHMET USTA&lt;/P&gt;&lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;&lt;/TBODY&gt;&lt;/TABLE&gt;</description><link>Rehberlik Portalı | © HAYAT REHBERİNİZ | Rehberlik, Eğitim, PDR, Psikoloji, Kişisel Gelişim/Haber.asp?ID=8185</link></item><item><title>Yetersiz uyku yaşlılarda hipertansiyon riskini artırıyor</title><pubDate>21.11.2008</pubDate><description>&lt;TABLE height=16 cellSpacing=0 cellPadding=0 width=&amp;quot;100%&amp;quot;&gt;
&lt;TBODY&gt;
&lt;TR&gt;
&lt;TD class=metin style=&amp;quot;PADDING-TOP: 15px&amp;quot; vAlign=top colSpan=2&gt;
&lt;TABLE&gt;
&lt;TBODY&gt;
&lt;TR&gt;
&lt;TD colSpan=2&gt;
&lt;TABLE&gt;
&lt;TBODY&gt;
&lt;TR&gt;
&lt;TD class=metin&gt;&lt;SPAN style=&amp;quot;FONT-WEIGHT: bold; FONT-SIZE: 16px&amp;quot;&gt;Yetersiz uyku yaşlılarda hipertansiyon riskini artırıyor&lt;/SPAN&gt;&lt;/TD&gt;
&lt;TD align=right&gt;&lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;&lt;/TBODY&gt;&lt;/TABLE&gt;&lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;
&lt;TR&gt;
&lt;TD class=spot-haber vAlign=top colSpan=2&gt;
&lt;TABLE cellSpacing=0 cellPadding=0 align=right&gt;
&lt;TBODY&gt;
&lt;TR&gt;
&lt;TD&gt;&lt;IMG class=haberresim src=&amp;quot;http://medya.zaman.com.tr/2008/11/21/uyku.jpg&amp;quot; align=right&gt;&lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;&lt;/TBODY&gt;&lt;/TABLE&gt;Yeterli uykunun sağlık için önemini vurgulayan kanıtların sayısı her geçen gün artıyor. &lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;&lt;/TBODY&gt;&lt;/TABLE&gt;&lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;
&lt;TR&gt;
&lt;TD style=&amp;quot;PADDING-BOTTOM: 10px&amp;quot; width=&amp;quot;100%&amp;quot; colSpan=2&gt;&lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;
&lt;TR&gt;
&lt;TD class=metin style=&amp;quot;PADDING-RIGHT: 10px&amp;quot; vAlign=top colSpan=2&gt;
&lt;P&gt;Şimdi bu kanıtlara bir yenisi eklendi ve yapılan yeni bir çalışma ile, günde yedi buçuk saatten az uyumanın, özellikle geceleri tansiyonu çıkanlarda kalp krizi riskini önemli ölçüde tetiklediği ortaya çıktı. 
&lt;P&gt;Time dergisindeki haberde, uyku alışkanlığının insan sağlığında genel olarak büyük etkisi olduğunun altı çiziliyor. Normalde tansiyon uyku esnasında düşer; ancak yeterli uyumamak tansiyonu tetikliyor, depresyona ve bağışıklık sisteminin zayıflamasına sebep oluyor. Sadece ne kadar uyunduğu değil, düzenli bir uyku şekli de sağlık için önemli bir faktör. 
&lt;P&gt;Yapılan yeni çalışmada yetersiz uykunun yaşlı kişilerdeki etkisi incelendi. Elli aylık bir süre boyunca binden fazla hipertansiyon hastası yaşlının durumları gözlemlendi. Yedi buçuk saatten az uyuyan (özellikle geceleri tansiyonu yükselen) hipertansiyon hastalarında kalp rahatsızlığı oluşma riskinin, aynı miktarda uyuyup tansiyon hastası olmayanlara oranla %33 daha fazla olduğu belirlendi. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;ZAMAN.COM&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;EKLEYEN:MEHMET USTA&lt;/P&gt;&lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;&lt;/TBODY&gt;&lt;/TABLE&gt;</description><link>Rehberlik Portalı | © HAYAT REHBERİNİZ | Rehberlik, Eğitim, PDR, Psikoloji, Kişisel Gelişim/Haber.asp?ID=8184</link></item><item><title>Boşanan İnsanların Ömrü Kısalıyor</title><pubDate>21.11.2008</pubDate><description>&lt;TABLE height=16 cellSpacing=0 cellPadding=0 width=&amp;quot;100%&amp;quot;&gt;
&lt;TBODY&gt;
&lt;TR&gt;
&lt;TD class=metin style=&amp;quot;PADDING-TOP: 15px&amp;quot; vAlign=top colSpan=2&gt;
&lt;TABLE&gt;
&lt;TBODY&gt;
&lt;TR&gt;
&lt;TD colSpan=2&gt;
&lt;TABLE&gt;
&lt;TBODY&gt;
&lt;TR&gt;
&lt;TD class=metin&gt;&lt;SPAN style=&amp;quot;FONT-WEIGHT: bold; FONT-SIZE: 16px&amp;quot;&gt;Boşanan insanların ömrü kısalıyor&lt;/SPAN&gt;&lt;/TD&gt;
&lt;TD align=right&gt;&lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;&lt;/TBODY&gt;&lt;/TABLE&gt;&lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;
&lt;TR&gt;
&lt;TD class=spot-haber vAlign=top colSpan=2&gt;
&lt;TABLE cellSpacing=0 cellPadding=0 align=right&gt;
&lt;TBODY&gt;
&lt;TR&gt;
&lt;TD&gt;&lt;IMG class=haberresim src=&amp;quot;http://medya.zaman.com.tr/2008/11/21/yuzuk.jpg&amp;quot; align=right&gt;&lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;&lt;/TBODY&gt;&lt;/TABLE&gt;Almanya´da yapılan bir araştırmaya göre, boşanan insanlar diğerlerine göre 9 yıl daha az yaşıyor. &lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;&lt;/TBODY&gt;&lt;/TABLE&gt;&lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;
&lt;TR&gt;
&lt;TD style=&amp;quot;PADDING-BOTTOM: 10px&amp;quot; width=&amp;quot;100%&amp;quot; colSpan=2&gt;&lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;
&lt;TR&gt;
&lt;TD class=metin style=&amp;quot;PADDING-RIGHT: 10px&amp;quot; vAlign=top colSpan=2&gt;
&lt;TABLE cellSpacing=1 cellPadding=1 align=right&gt;&lt;!--  banner --&gt;
&lt;TBODY&gt;
&lt;TR&gt;
&lt;TD style=&amp;quot;PADDING-RIGHT: 5px&amp;quot; align=right&gt;
&lt;SCRIPT src=&amp;quot;http://ad.zaman.com.tr/ad-app/client.ads?app=zaman&amp;amp;pos=detay&amp;amp;page=1&amp;amp;first-time=false&amp;amp;test-banner=&amp;quot; type=text/javascript&gt;&lt;/SCRIPT&gt;

&lt;DIV align=center&gt;&amp;nbsp;&lt;/DIV&gt;&lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;&lt;!--  banner --&gt;&lt;/TBODY&gt;&lt;/TABLE&gt;
&lt;P&gt;Rostock Üniversitesi Demografi Merkezi´nin yaptığı araştırmaya göre, boşanan insanların yaşam süresi diğer insanlardan 9 yıl daha kısa oluyor. Özellikle 50 yaşlarındaki Almanların hayattan beklentilerinin gözden geçirildiği araştırmada, erkeklerin ortalama 77 yaşına kadar, kadınların ise 82,3 yaşına kadar yaşamayı umut ettikleri bulundu. Araştırmacıların bu yaş grubuyla çalışmayı tercih etmelerinin nedeni olarak bu grubun birçok deneyimleri olması ve ölümü fikrine daha kolay adapte olabilmeleri gösteriliyor. 
&lt;P&gt;Araştırma grubundan Gabriele Doblhammer, Alman Der Tagesspiegel gazetesine yaptığı açıklamada, &amp;quot;Boşanmanın yaşam tarzını önemli ölçüde etkilediğini kabul ediyoruz. Evli insanlar bekârlardan ve boşanmış kişilerden daha düzenli bir yaşantıya sahip. Bu faktörlerin birleşimi boşanan kişilerde erken ölüme neden olabiliyor&amp;quot; dedi. &lt;/P&gt;&lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;&lt;/TBODY&gt;&lt;/TABLE&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;ZAMAN.COM&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;EKLEYEN:MEHMET USTA&lt;/P&gt;</description><link>Rehberlik Portalı | © HAYAT REHBERİNİZ | Rehberlik, Eğitim, PDR, Psikoloji, Kişisel Gelişim/Haber.asp?ID=8183</link></item><item><title>Emzirme, anne ile bebeğin duygusal bağını güçlendirir</title><pubDate>20.11.2008</pubDate><description>&lt;TABLE class=f11 cellSpacing=0 cellPadding=0 width=457 align=center border=0&gt;
&lt;TBODY&gt;
&lt;TR&gt;
&lt;TD class=f14B style=&amp;quot;PADDING-TOP: 10px&amp;quot; height=50&gt;Emzirme, anne ile bebeğin duygusal bağını güçlendirir&lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;
&lt;TR&gt;
&lt;TD&gt;
&lt;DIV class=f12 style=&amp;quot;PADDING-RIGHT: 0px; PADDING-LEFT: 0px; PADDING-BOTTOM: 5px; COLOR: #ff0000; PADDING-TOP: 3px&amp;quot;&gt;YASEMİN YALÇIN AKTOSUN&lt;/DIV&gt;Anne ile çocuk arasındaki en sağlam duygusal bağlar ilk aylar kurulan bağlardır. Siz çocuğunuzla aranızdaki en sağlam bağı çocuğunuzun ilk aylarında kurabilirsiniz. Özellikle 2 yaşına kadar çocukların emzirilmesi çok önemlidir. Çünkü anne ile çocuk ancak emzirme esnasında bu denli yakın olabilirler. Emzirme ile bebek, annesiyle birebir göz kontağı kurabilir. Ayrıca annesinin göğsüne dayanan bebek böyle bir ortamda annesinin nefesini ve sıcaklığını çok daha yakından hissedecektir. Bu, çocuğunuzla aranızdaki duygusal bağın pekişmesi ve güçlenmesi için oldukça anlamlıdır. Ayrıca emzirme esnasında bebek kendisini güvende hisseder, ayrıca bebeğinizin size duyacağı güven duygusunun temelini oluşturur. Bu nedenle bebeğinizin emzirme süresini oldukça uzun tutmalısınız. En azından bebek ilk iki yıl emzirilmelidir. Unutmayın ki 2 yaşına kadar kurulacak duygusal bağın yerini ileriki yıllarda yaşayacağınız hiçbir duygusal paylaşım tutamaz. &lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;&lt;/TBODY&gt;&lt;/TABLE&gt;
&lt;P&gt;ZAMAN.AİLEM&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;EKLEYEN:MEHMET USTA&lt;/P&gt;</description><link>Rehberlik Portalı | © HAYAT REHBERİNİZ | Rehberlik, Eğitim, PDR, Psikoloji, Kişisel Gelişim/Haber.asp?ID=8182</link></item><item><title>Çocuğum Çok Çabuk Sinirleniyor</title><pubDate>20.11.2008</pubDate><description>&lt;TABLE class=f11 cellSpacing=0 cellPadding=0 width=457 align=center border=0&gt;
&lt;TBODY&gt;
&lt;TR&gt;
&lt;TD class=f14B style=&amp;quot;PADDING-TOP: 10px&amp;quot; height=50&gt;Çocuğum çok çabuk sinirleniyor&lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;
&lt;TR&gt;
&lt;TD&gt;
&lt;TABLE cellSpacing=0 cellPadding=0 align=right border=0&gt;
&lt;TBODY&gt;
&lt;TR&gt;
&lt;TD style=&amp;quot;PADDING-LEFT: 10px; PADDING-BOTTOM: 5px&amp;quot;&gt;&lt;IMG src=&amp;quot;http://ailem.zaman.com.tr/images/2003/03/22/sinirlicocuk.jpg&amp;quot;&gt;&lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;&lt;/TBODY&gt;&lt;/TABLE&gt;
&lt;DIV class=f12 style=&amp;quot;PADDING-RIGHT: 0px; PADDING-LEFT: 0px; PADDING-BOTTOM: 5px; COLOR: #ff0000; PADDING-TOP: 3px&amp;quot;&gt;YASEMİN YALÇIN AKTOSUN&lt;/DIV&gt;
&lt;P&gt;Çabuk sinirlenme, bazı çocuklar için bulundukları ortamdan kaynaklanabildiği gibi bazı çocuklar için ise kalıtsal olabilir. Çocuğumuzda aşırı derecede görülen sinirsel davranışlar depresyon belirtisi olabilir ve bu sebeple mutlaka önlemi alınmalıdır. Öncelikle çocuğumuzu gözlemleyip hangi amaçla ve ağırlıklı olarak ne zamanlar sinirlendiğini anlamaya çalışmalı ve çocuğun sinir tepkilerine sebep olan her ne ise onu ortadan kaldırmalıyız. Bazı çocuklar bir arada yaşadıkları büyüklerini modelledikleri için sinirsel tepkilerde bulunurlar. Aile içinde çabuk sinirlenen ebeveynler varsa bu, çocukları etkiler. Bu sebeple aile içinde “çok sinirliyim” tarzındaki konuşmalara çocuk şahit olmamalıdır. Veya ebeveyn birtakım hatalı davranışları karşısında sinirli oluşunu bahane olarak göstermemelidir. Bazı çocuklar, sinirsel davranışları ile çevrelerinin dikkatini çektiklerini düşünerek bu ilgiden hoşlanırlar. Sebebin bu olduğunu düşünüyorsak, çocuğun yersiz sinir tepkileri karşısında çocuğa ilgi göstermemeliyiz. Kimi zaman çocuğun içinde bulunduğu ortamdaki duygusal zorlanmalar (ebeveynin ölümü, ayrılıklar vs...) ve gerginlikler çocuktaki sinirsel davranışların nedeni olabilir. Bu durumda çocukla arkadaşça ilişkiler kurup onunla sık sık konuşmalı ve rahatlayabileceği zeminler oluşturulmalıyız. Ayrıca sebep ne olursa olsun sinirli çocuğun spora yönlendirilmesi, içindeki elektriği boşaltması açısından faydalı olacaktır NOT: Çocuğun sinir tepkileri kendisine ve çevreye zarar verme noktasına gelmişse bir uzmandan yardım alınması gerekir. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;AİLEM.ZAMAN.&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;EKLEYEN:MEHMET USTA&lt;/P&gt;&lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;&lt;/TBODY&gt;&lt;/TABLE&gt;</description><link>Rehberlik Portalı | © HAYAT REHBERİNİZ | Rehberlik, Eğitim, PDR, Psikoloji, Kişisel Gelişim/Haber.asp?ID=8181</link></item><item><title>Nasıl bir çocuk istiyorsanız, öyle anne-baba olun!</title><pubDate>20.11.2008</pubDate><description>&lt;TABLE class=f11 cellSpacing=0 cellPadding=0 width=457 align=center border=0&gt;
&lt;TBODY&gt;
&lt;TR&gt;
&lt;TD class=f14B style=&amp;quot;PADDING-TOP: 10px&amp;quot; height=50&gt;Nasıl bir çocuk istiyorsanız, öyle anne-baba olun!&lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;
&lt;TR&gt;
&lt;TD&gt;
&lt;DIV class=f12 style=&amp;quot;PADDING-RIGHT: 0px; PADDING-LEFT: 0px; PADDING-BOTTOM: 5px; COLOR: #ff0000; PADDING-TOP: 3px&amp;quot;&gt;YÜASEMİN YALÇIN AKTOSUN&lt;/DIV&gt;Çocuklarınızın sizi model aldığını asla unutmayın. Özellikle de okulöncesi dönem çocuğu, ebeveyninin hemen hemen bütün davranışlarını örnek alır. Siz ona belli bir davranışı kazandırmak için belki saatlerce konuşur, uyarılarda bulunursunuz. Ancak öğretmeye çalıştığınız davranışı, çocuk sizde görmüyorsa bu hiçbir anlam ifade etmez. Bağırarak “bana bağırma” diyen bir annenin sözü çocuk için hiç de geçerli değildir. Çocuk şöyle düşünür: ‘Bağırmak kötü bir şeyse niçin annem bağırıyor? Yok eğer kötü değilse ben niçin bağıramıyorum?’ Bu şekilde çocuğu ikilemde bırakmış olursunuz. Unutmayın ki çocuğun aklında kalan ve onda yerleşen davranışlar uyarılarınızla değil, yaptıklarınızla öğrettiğiniz davranışlardır. –Size saygı duymasını istiyorsanız önce siz ona saygı duyun. –Size güvenmesini istiyorsanız önce siz ona güvenin.&lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;&lt;/TBODY&gt;&lt;/TABLE&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;ZAMAN.AİLEM.&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;EKLEYEN:MEHMET USTA&lt;/P&gt;</description><link>Rehberlik Portalı | © HAYAT REHBERİNİZ | Rehberlik, Eğitim, PDR, Psikoloji, Kişisel Gelişim/Haber.asp?ID=8180</link></item><item><title>Sizin de bir aile meclisiniz olsun</title><pubDate>20.11.2008</pubDate><description>&lt;TABLE class=f11 cellSpacing=0 cellPadding=0 width=457 align=center border=0&gt;
&lt;TBODY&gt;
&lt;TR&gt;
&lt;TD class=f14B style=&amp;quot;PADDING-TOP: 10px&amp;quot; height=50&gt;Sizin de bir aile meclisiniz olsun&lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;
&lt;TR&gt;
&lt;TD&gt;
&lt;TABLE cellSpacing=0 cellPadding=0 align=right border=0&gt;
&lt;TBODY&gt;
&lt;TR&gt;
&lt;TD style=&amp;quot;PADDING-LEFT: 10px; PADDING-BOTTOM: 5px&amp;quot;&gt;&lt;IMG src=&amp;quot;http://ailem.zaman.com.tr/images/2003/03/22/ailemeclisi.jpg&amp;quot;&gt;&lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;&lt;/TBODY&gt;&lt;/TABLE&gt;
&lt;DIV class=f12 style=&amp;quot;PADDING-RIGHT: 0px; PADDING-LEFT: 0px; PADDING-BOTTOM: 5px; COLOR: #ff0000; PADDING-TOP: 3px&amp;quot;&gt;TARIK TÜRKER&lt;/DIV&gt;
&lt;P&gt;Mutlu ailelerin oluşmasında en temel faktörlerin başında bireylerin birbirlerinden ne istedikleri ve ne beklediklerinin açık ve net bir şekilde bilinmesiyle sağlanabilir. Mutluluğu maddi ve manevi olarak zirvelerde yakalamak isteyen fertlerin “Aile Meclisleri” oluşturmaları gerekmektedir. Gelişmiş toplum veya demokratik toplumlar incelendiği zaman, aile meclisleri oluşturdukları ve yaptıkları gözlenmektedir. Aile meclisi nasıl oluşturulabilir? 1– Haftanın belirli bir günü belirlenmeli. 2– Başlangıç ve bitiş saatleri belli olmalı. 3– Ailenin bütün fertlerinin katılması temin edilmeli. 4– Belirlenen saatlerde misafir kabul edilmemeli. 5– Aile meclis başkanı seçilmeli. 6– Aile fertlerine kitap okuma alışkanlığının kazandırılması ve gelişmesi için herkes yarım saat kitap okumalı. 7– Aile meclisinin maddi ve manevi anlatılacak konuların yıllık akademik takvimi çıkarılmalı. 8– Haftanın konusu üzerinde fertlerin görüşleri alınarak beyin fırtınası yapılarak katılımcı ders yapılmalı. 9– Geçen haftadan alınan kararlar değerlendirilmeli. 10– Yeni haftanın gündemleri her fertten alınılmalı. Maddeler tek tek görüşülmeli. Misal olarak; ‘Televizyonda hangi tür filimler yayınlanacak, hangileri izlenmeli? Kimlere misafirliğe gidilecek, kimler gelecek. Hangi gün alışverişle çıkılacak, hangi gün tiyatroya gidilecek’ gibi maddeler görüşülmeli.&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;ZAMAN.AİLEM.COM&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;EKLEYEN:MEHMET USTA&lt;/P&gt;&lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;&lt;/TBODY&gt;&lt;/TABLE&gt;</description><link>Rehberlik Portalı | © HAYAT REHBERİNİZ | Rehberlik, Eğitim, PDR, Psikoloji, Kişisel Gelişim/Haber.asp?ID=8179</link></item><item><title>Şiddet ve cinsel taciz olaylarının abartılı sunumu tehlikeyi körüklüyor</title><pubDate>20.11.2008</pubDate><description>&lt;TABLE height=16 cellSpacing=0 cellPadding=0 width=&amp;quot;100%&amp;quot;&gt;
&lt;TBODY&gt;
&lt;TR&gt;
&lt;TD class=metin style=&amp;quot;PADDING-TOP: 15px&amp;quot; vAlign=top colSpan=2&gt;
&lt;TABLE&gt;
&lt;TBODY&gt;
&lt;TR&gt;
&lt;TD colSpan=2&gt;
&lt;TABLE&gt;
&lt;TBODY&gt;
&lt;TR&gt;
&lt;TD class=metin&gt;&lt;SPAN style=&amp;quot;FONT-WEIGHT: bold; FONT-SIZE: 16px&amp;quot;&gt;Şiddet ve cinsel taciz olaylarının abartılı sunumu tehlikeyi körüklüyor&lt;/SPAN&gt;&lt;/TD&gt;
&lt;TD align=right&gt;&lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;&lt;/TBODY&gt;&lt;/TABLE&gt;&lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;
&lt;TR&gt;
&lt;TD class=spot-haber vAlign=top colSpan=2&gt;
&lt;TABLE cellSpacing=0 cellPadding=0 align=right&gt;
&lt;TBODY&gt;
&lt;TR&gt;
&lt;TD&gt;&lt;IMG class=haberresim src=&amp;quot;http://medya.zaman.com.tr/2008/11/20/siddet.jpg&amp;quot; align=right&gt;&lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;&lt;/TBODY&gt;&lt;/TABLE&gt;Şiddet olaylarını bütün detaylarıyla ve abartılı bir üslupla veren kitle iletişim araçları bu tür vakaların artışında rol oynuyor. Taciz ve şiddet olaylarına medyanın tercih ettiği anlatım dili ile bir nevi meşruiyet kazandırıldığını söyleyen uzmanlar, bu tür haberler yayınlanırken çok dikkatli olunması gerektiğini belirtiyor. &lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;&lt;/TBODY&gt;&lt;/TABLE&gt;&lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;
&lt;TR&gt;
&lt;TD style=&amp;quot;PADDING-BOTTOM: 10px&amp;quot; width=&amp;quot;100%&amp;quot; colSpan=2&gt;&lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;
&lt;TR&gt;
&lt;TD class=metin style=&amp;quot;PADDING-RIGHT: 10px&amp;quot; vAlign=top colSpan=2&gt;
&lt;TABLE cellSpacing=1 cellPadding=1 align=right&gt;&lt;!--  banner --&gt;
&lt;TBODY&gt;
&lt;TR&gt;
&lt;TD style=&amp;quot;PADDING-RIGHT: 5px&amp;quot; align=right&gt;
&lt;SCRIPT src=&amp;quot;http://ad.zaman.com.tr/ad-app/client.ads?app=zaman&amp;amp;pos=detay&amp;amp;page=5&amp;amp;first-time=false&amp;amp;test-banner=&amp;quot; type=text/javascript&gt;&lt;/SCRIPT&gt;

&lt;DIV align=center&gt;&amp;nbsp;&lt;/DIV&gt;
&lt;SCRIPT id=__ie_ondomload src=&amp;quot;//:&amp;quot; defer&gt;&lt;/SCRIPT&gt;
&lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;&lt;!--  banner --&gt;&lt;/TBODY&gt;&lt;/TABLE&gt;
&lt;P&gt;Emniyet yetkilileri ise bu yıl içinde önce Ankara´da başlayan, ardından Konya ve Bursa´da devam eden anne cinayetlerinde basının aldığı tavrın bu konuda belirleyici olduğunu düşünüyor. 
&lt;P&gt;17 yaşındaki M.F.´nin annesi Asiye F.´yi öldürmeden önce internet sitesinde ´yakında herkes beni tanıyacak´ demesi, şiddet olaylarının medyada nasıl yer bulduğunun en önemli kanıtını oluşturdu. İşlenilen cinayet ve tecavüzü bütün ayrıntılarıyla özendirici bir üslupla veren basının büyük hata yaptığını söyleyen medya eleştirmeni Ragıp Duran, bu tavrın değiştirilmesi gerektiğini vurguluyor. Duran, Türkiye´de okur veya reyting kazandırdığına inanıldığı için bu tür haberlerin abartılarak verildiğine dikkat çekiyor. 
&lt;P&gt;&lt;B&gt;Şiddetin sebebine odaklanılmalı&lt;/B&gt; 
&lt;P&gt;Şiddetin sözün bittiği yerde başladığını anlatan medya eleştirmeni Duran, en büyük gücü söz olan basının kendini baltaladığını anlatıyor: &amp;quot;Son yıllarda Amerika´da gelişen barış gazeteciliği şiddet haberlerinin nasıl yayınlanacağını gösterdi. Şiddetin bizatihi kendini aktarmak, yani ´şöyle bıçakladı, şöyle tecavüz etti´ demek yerine şiddete yol açan etkenlere mercek tutmak gerekiyor. Ya da medya aynı olay nasıl çözümlenirdi, bunu alternatifli olarak göstermeli. Şiddet ihtilafı çözümlemek için kullanılıyorsa benzer olay başka bir durumda nasıl çözülmüş, bu verilmeli. Ama bizde kullanılan dil neredeyse suçu teşvik mahiyetinde oluyor.&amp;quot; 
&lt;P&gt;Ragıp Duran, &amp;quot;Çünkü sürekli ayrıntılarıyla tekrarlanan haberler ister istemez zamanla normalleşmeye başlar. Bir tecavüz sahnesini bu kadar ayrıntılı verdiğinde sadece konuyu meşrulaştırmakla kalmıyorsun. Bir de deyim yerindeyse ağzı sulandırır tarzda neredeyse filmleştirerek özendirmiş oluyorsun.&amp;quot; ifadelerini kullanıyor. 
&lt;P&gt;Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Fidan da medya kuruluşlarının bilgi ve haber verirken şiddete aracı olmamaya özen göstermesi gerektiğini söylüyor. 
&lt;P&gt;Bazen haberi yazanın hayal gücüyle elindeki bilgiyi gereksiz yere abarttığına dikkat çeken Doç. Dr. Mehmet Fidan, ne söylendiği kadar, haberin veriş şeklinin de önem taşıdığını vurguluyor. 
&lt;P&gt;&lt;B&gt;Ayrıntılı haberler travmaya yol açıyor&lt;/B&gt; 
&lt;P&gt;Psikiyatrist Prof. Mehmet Zihni Sungur, cinsel saldırı ve cinayet haberlerinde kullanılan dilden daha çok görüntünün önem taşıdığını söylüyor. Sungur, &amp;quot;Hiç bu konuları düşünmemiş biri, eğer takıntılıysa görüntüler sayesinde kafasındaki korkularını kolaylıkla cisimlendirmiş oluyor.&amp;quot; diye konuşuyor. Sungur, cinayet ve tecavüze ait ayrıntıların olumsuz sonuçlara yol açtığını belirtiyor: &amp;quot;İnsanların kendilerini korumak için bu haberleri de bilmeye hakkı var. Ama mağdurları ajite eden ya da bu işi yapanları kahraman gibi gösteren, şiddeti önceleyen haberlerle bilmek zorunda değiliz. Mesela ´Annesini 10 parçaya ayırdı´ ayrıntısını vermek yerine öldürdüğünü söylemek çok daha doğru bir yaklaşım olur. Çünkü bu bilgiyi bilmek, bize ekstra korku ve endişenin dışında bir şey kazandırmaz.&amp;quot; 
&lt;P&gt;&lt;/P&gt;&lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;
&lt;TR&gt;
&lt;TD class=haberbilgi style=&amp;quot;PADDING-RIGHT: 10px&amp;quot; align=right colSpan=2&gt;&lt;A href=&amp;quot;http://www.zaman.com.tr/ara.do?author=4E6572676968616E20C387656C656E&amp;quot;&gt;&lt;U&gt;&lt;FONT color=#0000ff&gt;Nergihan Çelen&lt;/FONT&gt;&lt;/U&gt;&lt;/A&gt;&lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;&lt;/TBODY&gt;&lt;/TABLE&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;ZAMAN.COM&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;EKLEYEN: MEHMET USTA&lt;/P&gt;</description><link>Rehberlik Portalı | © HAYAT REHBERİNİZ | Rehberlik, Eğitim, PDR, Psikoloji, Kişisel Gelişim/Haber.asp?ID=8178</link></item><item><title>Evlilik ´alzheimer´ı engelliyor</title><pubDate>20.11.2008</pubDate><description>&lt;TABLE height=16 cellSpacing=0 cellPadding=0 width=&amp;quot;100%&amp;quot;&gt;
&lt;TBODY&gt;
&lt;TR&gt;
&lt;TD class=metin style=&amp;quot;PADDING-TOP: 15px&amp;quot; vAlign=top colSpan=2&gt;
&lt;TABLE&gt;
&lt;TBODY&gt;
&lt;TR&gt;
&lt;TD colSpan=2&gt;
&lt;TABLE&gt;
&lt;TBODY&gt;
&lt;TR&gt;
&lt;TD class=metin&gt;&lt;SPAN style=&amp;quot;FONT-WEIGHT: bold; FONT-SIZE: 16px&amp;quot;&gt;Evlilik ´alzheimer´ı engelliyor&lt;/SPAN&gt;&lt;/TD&gt;
&lt;TD align=right&gt;&lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;&lt;/TBODY&gt;&lt;/TABLE&gt;&lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;
&lt;TR&gt;
&lt;TD class=spot-haber vAlign=top colSpan=2&gt;Yaşlıların en büyük korkusu olan alzheimer, içinde bulunulan anın unutulması demek. Bugünü unutup geçmişte yaşadığını zanneden alzheimer hastaları, en yakınındaki kişileri dahi hatırlamayabiliyor. &lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;&lt;/TBODY&gt;&lt;/TABLE&gt;&lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;
&lt;TR&gt;
&lt;TD style=&amp;quot;PADDING-BOTTOM: 10px&amp;quot; width=&amp;quot;100%&amp;quot; colSpan=2&gt;&lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;
&lt;TR&gt;
&lt;TD class=metin style=&amp;quot;PADDING-RIGHT: 10px&amp;quot; vAlign=top colSpan=2&gt;
&lt;TABLE cellSpacing=1 cellPadding=1 align=right&gt;&lt;!--  banner --&gt;
&lt;TBODY&gt;
&lt;TR&gt;
&lt;TD style=&amp;quot;PADDING-RIGHT: 5px&amp;quot; align=right&gt;
&lt;SCRIPT src=&amp;quot;http://ad.zaman.com.tr/ad-app/client.ads?app=zaman&amp;amp;pos=detay&amp;amp;page=5&amp;amp;first-time=false&amp;amp;test-banner=&amp;quot; type=text/javascript&gt;&lt;/SCRIPT&gt;

&lt;DIV id=Banner-1033&gt;&lt;/DIV&gt;&lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;&lt;!--  banner --&gt;&lt;/TBODY&gt;&lt;/TABLE&gt;
&lt;P&gt;Alzheimer Derneği Başkanı ve İstanbul Üniversitesi Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Emre, evli olanların alzheimera, yakalanma riskinin bekarlara oranla daha düşük olduğunu söylüyor. Finlandiya´da bin 500 kişi üzerinde yapılan uzun süreli bir araştırma sonucunda varılan bu kanıya göre evli olan insanların alzheimera yakalanma riski yüzde 50 azalıyor. Bu durumun sosyal hayatın içinde kalmak ile açıklanabileceğini vurgulayan Emre, &amp;quot;Sosyal ilişkiler beyni besliyor, böyle olmadığı zaman da hastalık riski artıyor.&amp;quot; diyor. 
&lt;P&gt;Düşük eğitimli kişilerde de alzheimer´ın görülme oranının daha fazla olduğunu belirten Prof. Dr. Murat Emre, Akdeniz usulü beslenmenin ve bedensel olarak aktif olmanın da alzheimer riskini düşürdüğünü kaydediyor. Yine aynı araştırmaya göre boşanmış ya da dul kalmışlarda alzheimer´a yakalanma riski oldukça fazla. 
&lt;P&gt;&lt;B&gt;Alzheimer nedir?&lt;/B&gt; 
&lt;P&gt;Alzheimer rahatsızlığı, ileri yaşta gerçekleşen hafıza yıkımı anlamına geliyor. Alzheimer hastaları bugünü unutup geçmiş ile yaşıyor, en yakınındaki insanları tanıyamayabiliyor ve kişiliği tamamen değişebiliyor. Bu hastalığın 65 yaş üzerinde olan kişilerde görülme sıklığı yüzde 5 ile 10 arasında iken, 85 yaş üzerinde bu oran yüzde 30´a çıkıyor. 
&lt;P&gt;İstanbul Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı´nca yapılan ve Alzheimer Derneği tarafından desteklenen araştırmaya göre, Türkiye´de yaklaşık 250-300 bin alzheimer hastası var. &lt;/P&gt;&lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;
&lt;TR&gt;
&lt;TD class=haberbilgi style=&amp;quot;PADDING-RIGHT: 10px&amp;quot; align=right colSpan=2&gt;
&lt;P&gt;&lt;A href=&amp;quot;http://www.zaman.com.tr/ara.do?author=2047C3BC6C697A61722042616B69&amp;quot;&gt;&lt;U&gt;&lt;FONT color=#0000ff&gt;Gülizar Baki&lt;/FONT&gt;&lt;/U&gt;&lt;/A&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;ZAMAN.AİLE SAĞLIK&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;EKLEYEN:MEHMET USTA&lt;/P&gt;&lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;&lt;/TBODY&gt;&lt;/TABLE&gt;</description><link>Rehberlik Portalı | © HAYAT REHBERİNİZ | Rehberlik, Eğitim, PDR, Psikoloji, Kişisel Gelişim/Haber.asp?ID=8177</link></item><item><title>Rock Sınıfı .</title><pubDate>20.11.2008</pubDate><description>&lt;TABLE style=&amp;quot;MARGIN-TOP: 10px; MARGIN-BOTTOM: 25px; MARGIN-RIGHT: 10px&amp;quot; cellSpacing=0 cellPadding=0 width=&amp;quot;100%&amp;quot; border=0&gt;
&lt;TBODY&gt;
&lt;TR&gt;
&lt;TD class=metin style=&amp;quot;PADDING-RIGHT: 10px; PADDING-LEFT: 5px; PADDING-TOP: 20px&amp;quot; colSpan=2&gt;
&lt;P&gt;Elimin altında bir müzik albümü. Adı Rock Sınıfı. Günlerdir dinliyorum. Bir o şarkı, bir bu şarkı. En sonunda dedim, ben bunu niye paylaşmıyorum okurlarla. İşte şimdi yazıyorum.&lt;/P&gt;&lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;
&lt;TR&gt;
&lt;TD class=metin style=&amp;quot;PADDING-RIGHT: 10px; PADDING-LEFT: 5px; PADDING-TOP: 20px&amp;quot; colSpan=2&gt;
&lt;P&gt;Çocukluğunuzu düşünün. İlkokul ve ortaokul günlerinizi. Kara önlükler, yarıya kadar griye boyanmış pencere camları, sararmış tombul karpuz lambalar tepede. Bir de sorun kendinize. Sert, katı, aşırı disiplinli oluşuyla övünen, çehresi gülmez kaç hocanızı hatırlıyorsunuz minnetle ve takdirle? Zihnimizde ve kişiliğimizde en derin iz bırakan insanlar, gülmekten ve güldürmekten, sevmekten ve sevilmekten korkmayanlar! 
&lt;P&gt;En sevdiğimiz film, müziğini asla unutamadığımız, kare kare gözümüzün önünde seyretmeye doyamadığımız yapıt Hababam Sınıfı değil mi? Her bir bölümünü kaç defa izledik, kim bilir gene kaç defa izleyebiliriz. Kaç milletin kültüründe bu kadar önemli rol oynamıştır okul anıları, okul günleri. Oysa film bitip de &amp;quot;gerçek hayat&amp;quot;a dönünce, eğlenerek öğrenme fikrine yabancı bir toplumuz ne yazık ki. 
&lt;P&gt;Zannediyoruz ki ne kadar ciddi oturursa çocuk ya da genç dediğin bir köşede, ne kadar uslu ve sessiz, bir de itaatkâr, o kadar çabuk ve güzel yetişir. İyi bir insan olur. Topluma hayırlı. Bu yanlış kanı üzerine kuruyoruz eğitim anlayışımızı, çocuklara yaklaşımımızı. Kendi çocukluğumuzda ve gençliğimizde bizzat kendimiz böylesi bir dar yaklaşımdan mutsuz olduğumuz halde, anne-baba ya da yetişkin hoca olduğumuzda, ilk başta bizler tekrarlıyoruz aynı çarpık, katı anlayışı. Zinciri kolay kolay kıramıyoruz. 
&lt;P&gt;Batı´daki eğitim sistemleri ile bizdekini karşılaştırdığımızda en çarpıcı fark bu &amp;quot;eğlenme-öğrenme&amp;quot; ilişkisinde çıkıyor ortaya. Çocuklarımızın derslerini bir külfet ya da mecburiyet gibi değil, yani &amp;quot;ödev&amp;quot; gibi değil, keyif gibi yaşadıklarını düşünsenize. Eğlenerek, kıkır kıkır öğrenmek mümkün değil mi sahi? Korkuyla, notla yahut rekabet duygusuyla disiplin edilen ve illa ki sonunda birbirine benzesin istenilen beyinlerin yaratıcılık potansiyellerini gerçekleştirmeleri ne mümkün. Damarlarına su yürümeyen çiçek misali. Bize soran sorgulayan, kıpır kıpır yerinde duramayan, yüreği öğrenme sevgisiyle dolup taşan, okumayı, sanatı, yaşını ve insanları ve insanlığı seven sevebilen kuşaklar lazım. Ülke olarak buna muhtacız. 
&lt;P&gt;Tüm bunları bana düşündürten albüm Rock Sınıfı. İçinde birbirinden kıymetli rock müzisyenleri ders anlatıyor çocuklara. Coğrafya, hayat bilgisi, matematik, Türkçe, dilbilgisi... Hem de ne ders! Ne müzik! Aylin Aslım´dan Madde şarkısını dinleyin. Maddenin üç hali, gaz, katı sıvı. Ya da Özge Fışkın´dan Yedi Bölge´yi dinleyin, çocuklara Türkiye´nin yedi bölgesinin coğrafi özelliklerini anlatan. Uzunluk Ölçüleri, Vitaminler, Gezegenimiz, İlk Çağda Anadolu Uygarlıkları ya da Türkçe dersinde İsmin Beş Hali.. her çocuğun öğrenmesi gereken. 
&lt;P&gt;Keşke biz çocukken olsaydı bu albüm, böyle keyifle öğrenseydik derslerimizi. Müthiş bir proje bu. Gönüllülük esasıyla yapılan ve geliri tamamen eğitim için harcanan. Emeği geçenleri yürekten kutlamak lazım. Ve tabii başka müzisyenleri de görmek istiyoruz biz bu sınıfta.&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;ELİF ŞAFAK&lt;/P&gt;&lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;&lt;/TBODY&gt;&lt;/TABLE&gt;
&lt;P&gt;ZAMAN.COM&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;EKLEYEN:MEHMET USTA&lt;/P&gt;</description><link>Rehberlik Portalı | © HAYAT REHBERİNİZ | Rehberlik, Eğitim, PDR, Psikoloji, Kişisel Gelişim/Haber.asp?ID=8175</link></item><item><title>Çocuklar, pilotluğun keyfini çıkarıyor</title><pubDate>20.11.2008</pubDate><description>&lt;TABLE height=16 cellSpacing=0 cellPadding=0 width=&amp;quot;100%&amp;quot;&gt;
&lt;TBODY&gt;
&lt;TR&gt;
&lt;TD class=metin style=&amp;quot;PADDING-TOP: 15px&amp;quot; vAlign=top colSpan=2&gt;
&lt;TABLE&gt;
&lt;TBODY&gt;
&lt;TR&gt;
&lt;TD colSpan=2&gt;
&lt;TABLE&gt;
&lt;TBODY&gt;
&lt;TR&gt;
&lt;TD class=metin&gt;&lt;SPAN style=&amp;quot;FONT-WEIGHT: bold; FONT-SIZE: 16px&amp;quot;&gt;Çocuklar, pilotluğun keyfini çıkarıyor&lt;/SPAN&gt;&lt;/TD&gt;
&lt;TD align=right&gt;&lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;&lt;/TBODY&gt;&lt;/TABLE&gt;&lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;
&lt;TR&gt;
&lt;TD class=spot-haber vAlign=top colSpan=2&gt;
&lt;TABLE cellSpacing=0 cellPadding=0 align=right&gt;
&lt;TBODY&gt;
&lt;TR&gt;
&lt;TD&gt;&lt;IMG class=haberresim src=&amp;quot;http://medya.zaman.com.tr/2008/11/19/oyun.jpg&amp;quot; align=right&gt;&lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;&lt;/TBODY&gt;&lt;/TABLE&gt;Hayatımızın her alanına giren bilgisayar, çocukları derinden etkiliyor. Uzmanlar, evladının şiddet içerikli oyunlara yönelmesinden yakınan ebeveynlere uçuş simülatörünü tavsiye ediyor. &lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;&lt;/TBODY&gt;&lt;/TABLE&gt;&lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;
&lt;TR&gt;
&lt;TD style=&amp;quot;PADDING-BOTTOM: 10px&amp;quot; width=&amp;quot;100%&amp;quot; colSpan=2&gt;&lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;
&lt;TR&gt;
&lt;TD class=metin style=&amp;quot;PADDING-RIGHT: 10px&amp;quot; vAlign=top colSpan=2&gt;
&lt;TABLE cellSpacing=1 cellPadding=1 align=right&gt;&lt;!--  banner --&gt;
&lt;TBODY&gt;
&lt;TR&gt;
&lt;TD style=&amp;quot;PADDING-RIGHT: 5px&amp;quot; align=right&gt;
&lt;SCRIPT src=&amp;quot;http://ad.zaman.com.tr/ad-app/client.ads?app=zaman&amp;amp;pos=detay&amp;amp;page=1&amp;amp;first-time=false&amp;amp;test-banner=&amp;quot; type=text/javascript&gt;&lt;/SCRIPT&gt;
&lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;&lt;!--  banner --&gt;&lt;/TBODY&gt;&lt;/TABLE&gt;
&lt;P&gt;Çocuklar bu program sayesinde uçuş keyfi yaşayarak pilotluğun nasıl bir duygu olduğunu anlayabiliyor. Sanal uçuş yapmak isteyenler, internetteki çeşitli gruplara ücretsiz kayıt yaptırabiliyor. Gerçeğe yakın ve eşzamanlı ayarlanan online uçuşlar, hava trafik kontrolörüyle gerçekleştiriliyor. Kuleyle bağlantı kurulabiliyor. Kule, o anda sanal uçuş yapan bütün uçakları, gerçek bir hava trafiği tarzında yönetiyor. Microsoft tarafından hazırlanan programa, birçok havalimanı modeli de eklenmiş. Yeryüzü şekilleri, dağlar, denizler, göller ve diğer doğal yapılar da gerçek hallerine yakın şekilde modellenmiş. Şiddet içerikli oyunların davranış bozukluğuna yol açtığını belirten çocuk psikiyatrisi uzmanı Dr. İsmail Yavaş, uçuş simülatörü gibi programların ise çocuk gelişimine katkı sağladığını kaydediyor. &lt;/P&gt;&lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;
&lt;TR&gt;
&lt;TD class=haberbilgi style=&amp;quot;PADDING-RIGHT: 10px&amp;quot; align=right colSpan=2&gt;
&lt;P&gt;&lt;A href=&amp;quot;http://www.zaman.com.tr/ara.do?author=204D7573746166612059C3BC6B73656C&amp;quot;&gt;&lt;U&gt;&lt;FONT color=#0000ff&gt;Mustafa Yüksel&lt;/FONT&gt;&lt;/U&gt;&lt;/A&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;ZAMAN.COM&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;EKLEYEN: MEHMET USTA&lt;/P&gt;&lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;&lt;/TBODY&gt;&lt;/TABLE&gt;</description><link>Rehberlik Portalı | © HAYAT REHBERİNİZ | Rehberlik, Eğitim, PDR, Psikoloji, Kişisel Gelişim/Haber.asp?ID=8174</link></item></channel></rss>